Cem Nalbant
nitimur in vetitum.

mürekkepten lekeler

Eylül 7th 2009 toz mürekkep

 

Aynanın karşısındasınız,

Bakıyorsunuz birikenlerinize

ve eksilenlerinize

ne yaşlı denilebilir, deniyor suretinize

ne genç,

ne çocuk,

öyle bir yerde duruyorsunuz ki, kimse zamanınıza erişemiyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kapının eşiğindesiniz

Çıktınız, çıkacaksınız neredeyse,

Denize doğru yümeyi dilediniz her zaman

Hep iki kişilik yürümek istediniz,

Kar yağdı, yağmur yağdı,

Güneş açtı ve gölgede kaldınız kimi sabahlar

Ve ayaklarınız hep tek kişinin izini bırakarak

Gitti ve döndü,

Ve yalnız soyundu bedeniniz yatağınıza,

Bir düş görmek isterdiniz,

Bitmesin diye bir düş dilerdiniz,

‘ile’ dilerdiniz düşünüzü,

ve ilesiz uyurdunuz,

yatağınız kör, uykunuz lekeli,

gözlerinizde kimsenin göremeyeceği lekeler birikmiş,

bütünü göremiyorsunuz,

bütünü kavrayamıyorsunuz,

bütüne eksilemiyorsunuz,

yalnızken olmuyor,

herkes nereye gitmiş olabilir? 

Bir bardak bu sefer elinizde,

Sudan başka tada alışmadı diliniz, ne güzel!

Kapkara gecede bembeyaz sis birikti ardınızda,

Yanınızda birisi, eli olsa tutulmayacak,

Gözü olsa bakılmayacak,

Dili olsa çoktan kendine susmuş,

Sadece adımlarda birikmiş bir yalnızlık,

Özlediniz, özlüyorsunuz,

Hayal; çok ta fazla uzak değil aslında gelecek zamana…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir kapının eşiğinde:

 

Çıktınız, yaşınız kelimede ifade bulabilseydi keşke,

Oysa bile…

-ki değil…

düşleriniz kanamaya başladı,

ayakta uykunuz ve düşünüz kanla örülü

oysa bile…

-ki değil…

kan bozar düşü… değil mi?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yanılmayın, yanılmamalısınız,

Her yanılgıdan çıkacak doğrulara yetişemeyeceksiniz artık

Yanıldıysanız, yakmalısınız yazdığınız bütün sayfaları…

Doğrusunun bulunmayacağını bildiğiniz bir yanlışın

Peşinde eskitmeyin geceyi,

Kar yağıyorsa dışarıda,

-ki yağacaktır… mutlak…

adımlarınızı dönüşte bulamayacak kadar uzak yürüyün,

karda iziniz kalacaktır ve kar silecektir izinizi,

sadece yürüyün,

kimse inanmayacaksa,

-ki inanmayacaktır… biliniz…

gölgeniz şahittir, o bilecektir, hem de

kimseyi inandırmak istemeyecek kadar.

Öyleyse gelin çıkalım, gece gece sokağa

Ve atın ilk adımınızı,

gölgeniz iz bırakmaz, merak etmeyin…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Siyah maviye dönerken;

 

Ilk adımınızdı, hayalle birikmiş, kan bulaşmamış bir rüyadan artmış,

kapkara duvar, kapkara zemin, kapkaraydı pencereler bile,

ne attığınız adımı görebiliyor, ne dışarıya taşabiliyordunuz,

yanınızda insanlarla biriktiğiniz, tanrı katından kovulduğunuz sınırdı,

hiç görmediniz kapkaralığı, kar gibi değildi gerçekte,

ama zaten mevsimlere taşmaya değil, güne birikmeye gelmiştiniz

ve renginizin berraklığına taşımış ve taşınmıştınız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bitti yolculuğunuz ve uyandınız sabahın maviliğine,

baharda yaza taşınmış bir mavilikle karşılaştınız,

yalnız olduğunuzu anladığınızda ilk defa demli içtiniz çayı

ve şekersiz,

korktunuz bu durumdan,

herkes kadar sert değildiniz,

ne de kar kadar yumuşak,

suya benzediğinizi, adımınızı suyun üzerinde taşımayı

öğrenmeniz gerektiğini anladınız ve bir daha asla demli ve şekersiz

içmediniz çayınızı, sizin tadınız başka bir dudakta birikerek

dokunmuştu teninize ve ne çelikten ne kardan insandınız artık,

sudan insan olmuştunuz ve taşacağınız kabı inşaa etmeyi karar vermiştiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önce öğrenmeliydiniz insanlara inanmayı

Ve öğrenmeliydiniz insanların size nasıl inanacağını

Hayalden çorbanın sadece tuzunu taşımalıydınız cebinizde

-ki çorba topraktan ve insandan pişebilsindi.

Tuzunuz cebinizde, evinizin yolunu tutmuştunuz,

suya ihanet etmeden, dudaklarınızın ıslaklığından akan

kelimelerle.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Giderken bıraktığınız izi silecek o kadar kar yağmıştı siz yokken

Iz bırakıp bırakmadığınızdan emin olamadınız bile,

önünüze ve arkanıza baktınız,

sağınıza ve solunuza,

durdunuz, ve yönünüzü suyun aktığı istikamete çevirdiniz

çünkü biliyordunuz;

su da iz tutmazdı…  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Iki kapı arasında;

 

Ellerinizin rengi, gözlerinizin rengi,

kapıdan arttı ve iki kişilik çoğaldı duvarlarda, yerde

iki kişilik adımlar söz aldı,

söz aldı ve durup dururken nefes verdi,

bir kapı kapandı, en yakın hanenizdi düşe,

bir kapı açıldı, düş olsun artık diye,

gözlerinizde ki hayal perdesi açıldı,

ilk defa dünyayı olduğundan farklı hayal ettiniz

ve hayal ettiğinize adım attınız,

yanınızda, yakınınızda inandığınız, inanan insanlar

ve sağınızda

ve solunuzda gözlerinin perdesi kalkmamış insanlar

korktunuz, acaba gerçekten sadece hayal ettiğinizle mi yaşamalıydınız

que sera sera

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

tanrıya inansaydınız, tanrı katından sanardınız,

tanrı katından kovulmuş yalnızlardınız,

iki (kaç) kişiydiniz, ne çok düşe birikmiş

ne de çok düş biriktirmiştiniz,

kırıntılarla yaşamayıda bilirdiniz,

bütün bütüne kalabalık bir masadan kalkmayı da,

-zamanı geldiğinde…

sihirli ellerdi, tutmak istediniz,

sihir gibiydi eller, tutamadınız,

düşe yattınız, kabusa uyandınız,

düşten kabusa taştınız, şaşırmadınız…

-ne komik, dediniz

duymadılar, duysunlar istediniz,

duyuramadınız, iki sesten biri hep size emanet edildi,

taşımayı öğrenmeliydiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kilitten çıkan sır,

geceleri, hayyam, tanpınar ve hidayet,

gündüzleri, batur batur batur’dunuz,

ne çok pınardan bir pınar…

ne çok duygudan bir duygu…

gibi sananlara inat gördünüz kabusu ve düşü,

kapınıza dayanan, kapınızı çalan ve kapınızdan kaçanlar arasında-

n kaçtınız, bir küçücük kıpkırmızı odanın hayalinde kapkara uyuyup

apaydınlık uyandınız,

çok sürmeyeceğini bile bile, her gün kapı, bir gün kilit,

kilitten çıktı sır, kapıda hep iki kişi…

kaçak elektirik, taşıma su,

taşımasuyladeğirmendöndürdünüz… değirmen öğürmedi,

ne kayıp…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

sil baştan defterler açtınız…

kitaplara dadandınız, gece gece pencere kırıklarından üşüyüp,

güne korkuyla başladınız, akıyordu sıcak,

akıyordu buz gibi soğuk, teniniz, eliniz, üşüyordu,

hep başka yerleriniz terliyordu,

terden uyanıp, soğuktan boğuluyordunuz,

kapkara gündüzlere yalnız uyanıp,

bembeyaz gecelerde alçıdan el biriktiriyordunuz, duvarlar

-ın gebeliği ellerinize doğuruyor, adımlarınızda

kahve telvesi ve köpük köpük umut, korku ve aşk taşırıyordunuz,

hiç uyuyamadan hep uyanıyordunuz, uyuyor sanılıyordunuz…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Opera çığlıkları, sessizlikleri, korkuları, hırsızlıkları

abdullah efendinin rüyaları,

tahsin özgür’ün ölümü ve oksijen uykusundan uyanan adam,

tek parça aklınızda, elinizde ve sesinizde, kadehinize dolan şarapta

ve akıttığınız kanda, kapkaralığını renkle ördüğünüz o duvarlarda,

hep biriktiniz, iki (kaç) kişi taştınız, erken taşanlar oldu yanınızdan,

günün doğacağını bilmeden, bilemeden, uykudan uyananlar,

düşe inanmayanlar, inanamayanlar,

inanamamalarının sebebini siz bilenler, ik(z)inizi biriniz, birinizi

ve sessizliğinizi ve maalesef seslerinizi, siz bilip gidenler…

terkedilen gecenin sahipsiz bir güne uyanmasının ne kadar zor olduğunu

bildiniz, söylediniz, çok sonra söylediniz, çok sonraki zamana kadar

kendi kelimelerinize biriktiniz, okunmadınız,

okunursam bir gün, belki dediniz, dediklerinizin izinde

kayboluşu yaşadınız…kaybolamadan, hep bulunarak

kaybolabilmeye inandınız…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Siyah kere siyah,

Mavi kere mavi

Kırmızı kere kırmızı,

yol kere yoldunuz

devlet kere devlet…

ayrı ayrı rüyalar, ayrı ayrı gecelerle tanışmaya başladınız,

ülkelerden ve şehirlerden haberlere kulak kabarttınız,

mektuplara, seslere inandınız,

suretine yabancılaştınız umudun…

zaman hep geçiyordu, bunu herkes biliyordu

siz anlayamıyordunuz…

ve anladığınızı sandığınız gece…

bir yıldan diğerine taşarken zaman

sizde taşıyordunuz, tek kişilik kalabalıklığa…

artık hep yalnızdınız…

önce anlayamadınız, sonra kızdınız,

içkilerden ve sigaralardan

yanı dumanlardan dumanlardan dumanlardan arttınız

ve yalnızlığa inandınız…

umut yoktu artık, her şey değişebilirdi ve herkes gidebilirdi,

siz kalmak zorundaydınız,

kalakaldınız…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

kararsız bir melodinin peşinde

sonrasında ne olacağını bilmeden,

diri diri yanan bir ses kulağınızda biriken,

adımlarınızı saymamaya, yediklerinizle doymamaya başladınız,

beklediniz, gidemeyeceğinizi biliyordunuz,

kırılmıştı en hassas yerinden cesaretiniz,

kırılmıştı en kalın yerinden umudunuz,

ses durmadan durmadan durmadan

ses…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

elinizde mürekkep lekeleri, sayfalarınız bomboş,

elleriniz ne kadar kirlensede, yoktu ortada kirden artan bir şey,

sırılsıklamdı yağmur, siz kupkuru, yalandan yaşlar taşıyordunuz

yalandan taşlar bir de, cebinizde,

oysa ne yaş ne de taş vardı elinizde,

sadece mürekkepten lekeler ellerinizde,

sızdırıyordu kaleminiz en koyu mürekkebini

geleceğinize…


3 Yorum
“mürekkepten lekeler”
Avatar
JEFFREY


PillSpot.org. Canadian Health&Care.No prescription online pharmacy.Special Internet Prices.Best quality drugs. Low price pills. Order drugs online

Buy:Synthroid.100% Pure Okinawan Coral Calcium.Arimidex.Petcam (Metacam) Oral Suspension.Human Growth Hormone.Zovirax.Prednisolone.Accutane.Zyban.Prevacid.Valtrex.Actos.Mega Hoodia.Nexium.Lumigan.Retin-A….


Avatar
CHESTER


Medicamentspot.com. Canadian Health&Care.Special Internet Prices.No prescription online pharmacy.Best quality drugs. No prescription pills. Order drugs online

Buy:Ventolin.Zetia.Lipitor.Benicar.Lasix.Female Pink Viagra.Acomplia.Female Cialis.Seroquel.Cozaar.Prozac.SleepWell.Nymphomax.Amoxicillin.Buspar.Aricept.Zocor.Wellbutrin SR.Lipothin.Advair….


Avatar
Glass



gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

8mm

karakalem şiirler portreler serisinden…

fotoğraf: gülden canol

8mmÖnceki Yazılar

cross

karakalem şiirler portreler serisinden.

fotoğraf: gülden canol

crossSonraki Yazılar

Kategoriler
Bağlantılar