cross
Zamanın duramayacağına inananlardan gizlenmiştir
Bu fotoğrafın kilidini açacak anahtar.
Kelimeler birikir durmadan kulaklarınızda,
Belki de bu yüzden sağır olmak gerekir bazen,
Belki bu sebeptendir ellerimin kirine biriken suskunluklar,
Parmaklarım sevgili bayan, sırrınızdan bir yudum tadabilseydi
Ama kör bir kapıdan geçilip sığınağınıza girilmesi imkanını kaldırmışsınız çoktan.
Gözlerinizden okumasaydım keşke, Eski Yunan’dan artan trajedinin kaynağını,
Siz de mi gidişinize bir duruş gizlediniz, gölgede kalacaklar için?
Dipsiz bir kuyudan çıkarttım bu alacalı çağı,
Kimine göre iki kişilik susuyorsunuz,
Kimi sadece “düşünce” diyor; yıkımın izinde kaybolurken sesiniz,
Ben bakıyorum, kızgın ve tedirgin bir bekleyiş var sanki duruşunuzda, oysa
kokunuzdan okunamayacak kadar esrarlı falınız,
iki gözünüz arasında sırlarla, seraplarla dolu upuzun bir yol görüyorum,
bu yolculuk mu taşıyor size beklediğiniz masalı? bilmiyorum
Karanlıkları görüyorum, tanrılar tapınak sayıyor karanlığı kendilerine,
Geceleri, bulunduğunuz rüyada, ışıkları açık bırakmanızı söyleyebilirim buradan,
Kendi oyununuzda sizi ebe yapmaya çalışacaklar belli ki,
Oyununuza ve susuşunuza tanrıları ortak etmemeniz, beklediğiniz masal için hayırlı olacaktır.
Bir yol var önünüzde sevgili bayan,
O yolda ışıkları yanan bir ev göreceksiniz, sadece bir ev, orada sakın durmayın;
Sebebini anlayamıyorum buradan, ama içimde, derinlerde bir his,
Ama gene de siz bilirsiniz, çünkü bir de diğer tarafında falınızın, bugüne kadar
eksik bıraktığınız adresler yüzünden gecikmişsiniz asıl gitmeniz gereken yere,
dursaydınız eğer zamanında
belki de bu fal hiç açılmamış olacaktı.
Haklısınız,
ne bir kahve önümde duran,
ne bir deste tarot ya da iskambil kağıdı,
ne eliniz elimde bir fala uygun,
ne de bir çingene kadar hikayelerle dolu fasulyelerim,
ama biliyorsunuz,
suretinizden yansıyan işaretler de en az diğerleri kadar değerlidir
okunmak için.
“cross”